Thursday, Mar. 30, 2017

3’ÜNCÜ KÖPRÜLER VİYADÜKLER SEMPOZYUMU’NUN BAŞLADI

11 Mayıs 2015

|

Yer:

3’ÜNCÜ KÖPRÜLER VİYADÜKLER SEMPOZYUMU’NUN BAŞLADI

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi ev sahipliğinde düzenlenen 3’üncü Köprüler Viyadükler Sempozyumu başladı. Sempozyum boyunca 88 akademisyen ve uygulayıcı tarafından hazırlanan 40 bildiri sunularak köprü ve viyadük tasarımları, uygulamada yaşanan sorunlar ele alınacak.

İnşaat Mühendisleri Odası tarafından 2007 yılından bu yana düzenlenen Köprüler Viyadükler Sempozyumu’nun 3’üncüsü bu yıl İMO Bursa Şubesi yürütücülüğünde 8-10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Bursa Teknik Üniversitesi, Orhangazi Üniversitesi, Türkiye Köprü ve İnşaat Cemiyeti’nin destekleri ve Freysaş AŞ, Bursa Beton AŞ, Sinta AŞ, Emay AŞ., Umut İnşaat, Peri Kalıp AŞ., Lava Mühendislik, Özdekan Kauçuk, İC Holding sponsorluğunda düzenlenen 3’üncü Köprüler Viyadükler Sempozyumu’nda köprü tasarım, hesap ve yapımı kapsamında yer alan konularla ilgili gelişmeler, ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik öneriler paylaşılacak. 88 akademisyen, uygulayıcının konuyla ilgili hazırladığı 40 bildiri ve özel sunumların yer aldığı sempozyumun açılışı Bursa Akademik Odalar Yerleşkesi’ndeki törenle başladı. Açılışa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Atilla Ödünç, İMO Yönetim Kurulu 2’nci Başkanı Şükrü Erdem, İMO Bursa Şube Başkanı Basri Akyıldız, şube başkanları, yönetim kurulu üyeleri, akademisyenler ve inşaat mühendisleri katıldı.

“KÖPRÜ TASARIM, UYGULAMALARI VE TEKNOLOJİLERİ ELE ALINACAK”

Açılış törenin de konuşan İMO Bursa Şube Başkanı Basri Akyıldız, tarihi M.Ö. 5200’lü yıllara dayanan Bursa’nın 7000 yıllık tarihi boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yaptığını belirterek, Osmanlı Devletine başkentlik yapmış kente Abdal Köprüsü ve Irgandi Köprüsü gibi önemli tarihi köprülerin bulunduğuna dikkat çekti. Marmara Bölgesi’nin 2. büyük kenti olan Bursa’nın nüfusu, tarihi kent dokusu, tarımı, otomotiv, tekstil sanayi, termal ve kış turizmiyle çekim merkezi olmaya devam ettiğini kaydeden Akyıldız, “Bursa son yıllarda İzmir ve İstanbul arasını 3,5 saate indirecek olan Gebze- Orhangazi- İzmir Otoyolu ve İstanbul-Ankara hızlı tren projeleri ile Türkiye gündemindeki yerini almıştır. 3’ncü Köprüler Viyadükler Sempozyumu, Türkiye’de köprü, viyadük tasarımı ve inşasında dikkat çeken projelerin artması nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir” dedi. İki gün süren bilimsel programın ardından tarihi köprülerinde bulunduğu bir Bursa turu gerçekleştirileceğini ifade eden Akyıldız, sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere ve bildirileri ile katkı sağlayan akademisyen ve mühendislere teşekkür etti.

“İMO MESLEKİ REFERANS KURUMDUR”

İMO Yönetim Kurulu 2’nci Başkanı Şükrü Erdem de, sempozyumun düzenleme, bilim ve danışma kuruluna, İMO Bursa Şubesi başkan ve yöneticilerine, sempozyuma destek olan kuruluşlara ve bildiri sahiplerine teşekkür ederek, 2007 yılından bu yana düzenlenen sempozyumun önemli katkılar sağladığını ifade etti. İMO’nun meslek alanında referans bir kurum olduğunu belirten Erdem, akademisyenleri, bilim çevrelerini, konunun uzmanlarını, ilgili meslektaşları ve uygulamacıları bir araya getirilmesini sağladıklarını dile getirdi. Mevzuatlarla meslek odalarının etkisizleştirilmek, bilimsel etkinlikler düzenleyemeyecek bir konumda bırakılmaya çalışıldığını söyleyen Erdem, haksız eleştirilere en iyi yanıtın bu sempozyum olduğunu vurguladı.

“İTİRAZIMIZ MESLEKİ VE BİLİMSEL”

Mesleğin ve meslektaşların çıkarlarını düşündüklerini kaydeden Erdem, bu nedenle kuruldukları günden bu yana siyasi iktidarlarla uyuşamadıklarının altını çizdi. Kent ulaşımındaki sorunların sadece köprü yapımı ile çözülemeyeceğini yıllardır söylediklerine işaret eden Erdem, “Boğaz köprüsü yapımına itirazımız politik değil, mesleki, bilimsel gerçeklere dayanmaktadır. Boğaz köprüleri yapım tekniği ve gelişmiş teknolojilerin kullanımı açısından meslektaşlarımızı heyecanlandırsa da şehir içi ulaşım politikamız ve ulaşım bilim dalının gereklerini nedeniyle karşı çıktığımız bilinmeli. Köprü öyküleri mesleğimizin çok ötesinde anlam taşımaktadır. Her birimden insana, ait olduğu topraklara üretildiği zaman diliminin sosyo, kültürel özelliklerine ait izler vardır. Neden olduğu toplumsallıktan ve işaret ettiği sorunlardan bağımsız köprü yok diyebiliriz. Köprüler mühendislik yapım tekniği, kullanılan malzeme ve tasarım ile beraber sosyal, insani yönü ile gündeme gelmiştir. Kement tipi köprünün Mezepotamya’da görülmesi ülkemiz topraklarının taşıdığı tarihi değeri işaret etmektedir. Bu bizim açımızdan kayda değer bir şanstır” dedi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Atilla Ödünç, dünyada simge olan yapıların kente değer kattığını belirterek, köprülerinde bunun birer parçası olduğunu kaydetti. 

DR. KARAESMEN KÖPRÜNÜN TARİHÇESİNİ ANLATTI

Sempozyumda ‘İki Metreden İki Kilometreye Köprünün Serüveni’ konulu sunumunu yapan Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Dr. Erhan Karaesmen, insanoğlunun en temel ihtiyaçlarından birisi olan barınma ihtiyacının, inşaat mühendisliği ve mimarlığı temelini oluşturduğunu belirterek, iki metre uzaklığa atlayabilen insanlığın, zaman içinde mecburen karşıya geçmek için, iki ağaç koymakla köprü oluşturmaya başladığını anlattı. 8 bin yıl içinde insanoğlunun doğayı gözlemleyerek eğriselliği köprülerde uygulamaya geçildiğine dikkat çeken Karaesmen, Cilalı Taş Devri’nde taşların üst üste konularak köprüler yapılmaya başlandığını kaydetti. Tarihi en eski köprü kalıntısının Çin’de bulunduğunu belirten Karaesmen, en eski medeniyet olan Mezopotamya’da bu konuyla ilgili araştırmaların sürdüğünü kaydetti. Kızılırmak Nehri üzerinde bin yıldır ayakta duran köprülerin bulunduğunu aktaran Karaesmen, Batman Çayı üzerinde bulunan Malabadi Köprüsü’nün 42 metrelik 900 yıldır ayakta duran bir köprü olduğunu söyledi. Taş köprülerin ardından beton ve çelik ile birlikte farklı bir köprücülük anlayışı oluştuğunu belirten Karaesmen, bununla birlikte köprülerinin iki bin metreye ulaştığını vurguladı.

“KÖPRÜLER MEDENİYETLERİ BİRLEŞTİRİYOR”

İnsanoğlu’nun köprü yapısında göz rengini, ruh zenginliğini, aklını kullandığını ifade eden Karaesmen, “Köprü yapıları, bina yapılarında binde bir yapılan yapılar. Köprüler sadece fiziki olarak değil coğrafyaları birleştiriyor. Binada bunu yapamazsınız. Bizans’ı Osmanlı’ya birleştiriyor. Köprüden başka hiçbir yapı türünün böyle bir mahareti yok” dedi.

“TARİHİ KÖPRÜLERİN ARŞİVİNDE YETERSİZİZ”

‘Geçmişten Günümüze Köprülerde Taşıyıcı Sistemleri’ konusunda bir konuşma yapan Uludağ Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Doğangün de, mühendis olarak köprü ile nasıl tanıştığını anlattı. Ülkemizdeki tarihi köprülerin arşivinde yetersiz kalındığına işaret eden Doğangün, “1990 yılında Trabzon’da ve çevresinde sel felaketi ile tanıştım. 30 kişi hayatını kaybetti o zaman köprünün ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Hayat felç olmuştu. Burada bana ilham geldi. Yeni köprü kullanılamaz hale gelirken, tarihi köprü hala ayaktaydı. Köprülerde hasara neden olan sebepleri inceledik. Mimar Sinan’ın eseri Drina Köprüsü’nü inceledik. Drina Köprüsü’nde çalışırken Evliya Çelebi’nin buraya gittiğini ve tadilat yapıldığını arşivlerde bulduk. 1900’lerde tadilat gördüğünü ve bunların arşivlerinin hala olduğunu görüyoruz. Kendimizi biraz suçluyoruz. Tarihi yapılarımızın arşivi çok iyi değil. Bu konunun üzerine gidilmesi gerektiği kanaatindeyim” dedi.

PROF.DR. GÜRKAN: “UMARIM KÖRFEZ GEÇİŞİ KÖPRÜSÜ YAKIN BİR GELECEKTE SINANMAZ”

Sempozyum açılış oturumunda “Köprü Hesabında Dikkate Alınacak Yer Hareketi Kayıtlarının Seçilmesi” konulu bir sunum yapan Çankaya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hakkı Polat Gülkan, Körfez Geçişi Köprüsü’nün iki yakasından da fay hatlarının geçtiğine işaret etti. Derinliği çok fazla olmamakla beraber İzmit Körfezi’nin, temsil ettiği jeolojik ve deprem özelliklerini olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hakkı Polat Gülkan, “Bu da jeologların kuvvetle, sağlam ve inandırıcı bir şekilde ileri sürdükleri gibi Körfez’in hem Güney hem Kuzey tarafında son 10 bin, 20 bin yıl süre zarfında kuvvetli depremler var. Ve depremlere neden olan faylar bu köprünün her iki uçundan da geçiyor. Bundan sonra köprünün hizmet vereceği süre zarfında hangi depremlerin olacağı tahmin edilmesi, bir bakımdan büyük bir önem arz etmek. Belirli dizayn parametleri var. İnşallah bu dizayn parametrelerinin doğru olup olmadığının sınanması yakın bir gelecekte meydana gelmez ve bu köprü güvenli bir şekilde hizmet vermeye devam eder” dedi.

“DEPREMLERİ ÇABUK UNUTUYORUZ”

Depremlerin çabuk unutulduğunu söyleyen Gülkan, 1944 Gerede depremi örneğini verdi. Gülkan, Kuzey Anadolu fay hattının Gerede’nin tam ortasından geçtiğini ve 1944 yılındaki bu depremle birlikte şehrin büyük tahribat gördüğüne işaret ederek, “O depremde Gerede ortadan ikiye ayrıldı. O tarihten sonra yapılan binaları incelediğimizde Gerede’nin hastanesi, belediyesi, yurdu, lisesi ve bütün devlet binaları bu fayın üstüne yapıldı. MTA’nın haritasında bu fay hatları canlı olarak çizilmiş durumda. Ama ne yazık ki bunlardan yeterince ders almıyoruz” açıklamasında bulundu.

Prof. Dr. Hakkı Polat Gülkan’ın ardından Dr. Khaled Mahmoud da, “Dört Yol Köprüsünde Kablo Dayanımlarının En Güncel Değerlendirmesi” sunumuyla katılımcıları bilgilendirdi.

Sunumların ardından İMO Bursa Şube Başkanı Basri Akyıldız Prof. Dr. Hakkı Polat Gülkan’a teşekkür plaketini takdim etti.

Adem Doğangün Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Atilla Ödünç Erhan Karaesmen Hakkı Polat Gülkan İMO Bursa Şube Başkanı Basri Akyıldız (1) İMO Bursa Şube Başkanı Basri Akyıldız (2) İMO Bursa Şube Başkanı Basri Akyıldız (3) İMO Yönetim Kurulu Şükrü Erdem plaket takdimi Sempozyum detay Sempozyum genel görüntü (1) Sempozyum genel görüntü (2)

İlgili Haberler

BAŞKAN ALBAYRAK: “GENÇ MÜHENDİS ADAYLARINA DESTEK OLACAĞIZ”
ORHANGAZİ ÜNİVERSİTESİ’NDEN TEBRİK ZİYARETİ
İMO BURSA ŞUBESİ TEKNİK GEZİLERİNİ SÜRDÜRÜYOR

About Author

@imobursa