Wednesday, May. 24, 2017

İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI TALEPLERİNİ AÇIKLADI

26 Nisan 2011

|

Yer:

İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI TALEPLERİNİ AÇIKLADI

Türk Mimar Mühendisler Odaları (TMMOB) birliğine bağlı İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) 81 ilde bugün saat 11:00’da ortak bir basın toplantısı düzenledi. “GENEL SEÇİME GİDERKEN İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI’NIN TALEPLERİ” konulu basın toplantısı metnini İMO Bursa Şube Başkanı Necati Şahin okudu.

Türk Mimar Mühendisler Odaları (TMMOB) birliğine bağlı İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) 81 ilde bugün saat 11:00’da ortak bir basın toplantısı düzenledi. “GENEL SEÇİME GİDERKEN İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI’NIN TALEPLERİ” konulu basın toplantısı metnini İMO Bursa Şube Başkanı Necati Şahin okudu.

Ülkemiz, 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak olan genel seçim sürecine girmiş bulunmaktadır. Ülke yönetimine aday olan mevcut hükümet ve diğer siyasi partiler seçim atmosferine girmiş ve yönetime gelmeleri durumunda yapacakları icraatlar üzerine açıklamalarda bulunmaktadırlar. 85 bini aşkın üyesiyle ülkemizin en büyük meslek örgütleri arasında yer alan İnşaat Mühendisleri Odası, mesleki ve toplumsal sorumlulukları gereği genel seçim öncesi mesleki alanında yaşadığı sorunlarla ilgili taleplerini Türkiye’nin yönetimine aday olan siyasi partilere ve kamuoyuna açıklamayı bir hak ve görev saymaktadır.

Kamu yatırımlarına bütçeden ayrılan pay 1980’li yıllardan bu yana yaklaşık yüzde 15 dolaylarında daralma göstermiştir. Kamu yatırımlarına bütçeden ayrılan payın düşürülmesi ülkemiz ekonomisinin lokomotif sektörlerinden olan inşaat sektöründe durgunluğa ve dolayısıyla Türkiye ekonomisinde küçülmeye sebep olmaktadır. Ülkemizin gelişimine ön ayak olan kamu yatırımlarına ayrılan pay yeniden gözden geçirilmeli ve bu alanda belirlenen politikaların ekonomimizde ve sektörümüzde yarattığı tahribatlar göz önünde bulundurularak kamu yatırımlarına bütçeden ayrılan pay artırılmalıdır.

Ülkemizin en saygın mesleklerinden biri olan inşaat mühendisliğini icra eden meslektaşlarımızın kamu istihdamında yaratılan daralma nedeniyle yaşadıkları sorunlar siyasal iktidarlarca derhal yeniden gözden geçirilmeli, kamuda istihdam artırılmalı, meslektaşlarımızın özel sektörde “ucuz işgücü” olarak değerlendirilmemeleri için gerekli olan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir. 

Mühendislik ücretleri geçim standartları endeksine göre belirlenmeli; güvencesiz, esnek istihdam modelleri yerine iş güvenceli, eşit işe eşit ücret anlayışı çalışma yaşamına hâkim kılınmalıdır.

Dünya Ticaret Örgütü bünyesinde geliştirilen Hizmetlerin Ticareti Genel Anlaşması ve ikili anlaşmalar inşaat mühendisliği de dâhil olmak üzere Birliğimize bağlı meslek odalarının ilgi alanlarını da kapsayan; haberleşme, posta, telekomünikasyon, müteahhitlik, eğitim, çevre, sağlık, mühendislik-mimarlık, turizm, ulaştırma ve benzeri hemen her meslek alanıyla ilgili düzenlemeleri içermektedir. Taraflar arasında “eşitlik” ilkesine aykırı hükümler içeren meslektaşlarımızın ülkemizde ve yurtdışında çalışma yaşamında hak kaybına sebep olan bu anlaşmalara son verilmelidir.

“Dar gelirlilere konut üretme” anlayışıyla oluşturulan ancak sınırsız yetkilerle donatılan ve yapı güvenliği için vazgeçilmez olan birçok denetimden muaf tutulan TOKİ büyük bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Çıkış noktası itibariyle anlamlı olan ancak zamanla sorumluluk alanının dışına çıkan ve sektörümüzde devletten aldığı destekle haksız rekabet yaratan TOKİ’nin temel felsefesi yeniden gözden geçirilmeli ve bugün devasa bir devlet şirketine dönüşmüş olan TOKİ özel sektörle rekabet yerine asli görevi olan “Dar gelirlilere konut üretme” amacına dönmeli, TOKİ inşaatları Yapı Denetim Yasası kapsamında denetlenmelidir.

Aktif deprem kuşağı üzerinde bulunan ülkemizde yapı denetim sisteminin ülke geneline yaygınlaştırılması, güvenli yapı üretimine olumlu katkı sağlayacaktır. Ancak 9 yıl pilot olarak uygulanan sistem sorunları çözülmeden yaygınlaştırılmasının getirdiği sakıncaları da içinde barındırmaktadır. Yapı Denetim Sistemi, mesleki yeterliliği belgelendirilmiş ve mesleki etik değerlere sahip meslektaşlarımızca yürütülmelidir.

Yapı Denetim Sisteminde denetçi ve kontrol mühendisi olarak çalışan meslektaşlarımız üstlendikleri sorumluluğun gerektirdiği ücreti almalı, bu ücret “meslek yaşına göre” kamuda çalışan meslektaşlarımıza verilen ücretten az olmamalıdır.

Çalışma yaşamının en sorunlu alanlarından olan işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yapılan son yasal düzenlemelerle sorunun çözümüne katkı sunmak yerine sorunun çözümünde kilit role rahip olan TMMOB ve TTB çözüm öznesi olmanın dışına itilmiştir. İş kazalarında Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü olan Türkiye’nin işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarını temel bir insan hakkı olan “yaşama hakkı” çerçevesinden bakması gerekmektedir. İnsan yaşamının önemi göz önünde bulundurularak sorunun çözümüne acilen başlanmalı ve İş Güvenliği Mühendisliği’nin mühendislik mesleği icrası olduğu gerçeğinden hareketle İş Güvenliği uzmanlığı meslekten olmayanlara kapatılmalı, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusuna ilişkin yapılan düzenlemelerde konunun birinci dereceden muhatabı olan TMMOB ve TTB’nin aktif rol üstlenmesi sağlanmalıdır.

Kamu İhale Kanunu’nda yapılan değişikliklerle ihale sistemini “adrese teslim ihale” şeklinde düzenleyen ve mühendis ile mimarların haklarını tırpanlayan yönleri Kamu İhale Sisteminin sağlıklı işleyişine engel teşkil etmektedir. Kamu İhale Sistemi, “adrese teslim ihale” anlayışının dışına çıkarılmalıdır. Kamu İhale Yasası aldığı eğitim gereği konunun uzmanları olan mühendis ve mimarlara ayrıcalıklı hükümler içermelidir.

Eğitim sistemi, bilimsel bilgi üretmek yerine kar sağlayan bir alan olarak algılanmaktan derhal kurtarılmalı ve kamu güvencesi altına alınmalı, bütçeden eğitime ayrılan pay artırılmalı, yeterli fiziki ve teknik alt yapı oluşturulmadan üniversite açılmasına son verilmelidir.

Eğitim sistemimizde var olan sorunlara temel çözümler üretmek yerine gündelik politikalarla sorunları gölgeleme çabalarının bir sonucu 2009 yılından bu yana uygulamaya konulan Teknoloji Fakülteleridir. Ülkemizin teknik öğretmen ihtiyacını karşılayan ve nitelikli ara eleman yetiştirilmesinde önemli yeri bulunan Teknik Eğitim Fakülteleri’nin Teknoloji Fakültelerine dönüştürülmesi bir yandan eğitimci açığını artırırken diğer yandan uzun erimde ucuz ve niteliği sorgulanır mühendis istihdamına yol açacaktır. Bu karardan bir an önce dönülmelidir. Teknik Eğitim Fakülteleri’ni, Teknoloji Fakültelerine dönüştürmenin yarattığı ve yaratacağı sakıncalar konunun tarafları olan meslek odaları ve üniversitelerle birlikte ele alınmalı ve konunun sosyal boyutları göz önünde bulundurularak soruna çözüm yolları aranmalıdır.

Bayındırlık ve imar etkinliklerinin en önemli aktörü olan mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları ile bunların ürettiği mühendislik ve mimarlık hizmetleri olmaksızın, bir ülkede diğer hizmetlerin arzu edilen şekilde verildiğinden söz edilemez. Son yarım yüzyılda gerçekleşen önemli teknolojik gelişmeler, mühendislerin ve diğer teknik elemanların önemi daha da artırmış; bu elemanların eğitim, deneyim ve yetkinlikleri ile nasıl bir bilgi ve beceri ile donatılmaları gerektiği konusu özel bir önem kazanmıştır.

Ülkemizde mühendislik ve mimarlık meslekleri, 1938 tarihli 3458 Sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkındaki Kanun çerçevesinde yürütülmektedir. Bu Kanun’a göre, diploması olan her mühendis ve mimara, herhangi bir meslekî tecrübe şartı aranmaksızın, sınırsız mesleki yetki verilmektedir. Diploma ile belgelenen eğitim her koşulda çok önemli ve gerekli ise de, bir işi gerektiği gibi yapabilmenin ölçütü olarak yalnız başına yeterli değildir. Eğitimin, öğretici, geliştirici, olgunlaştırıcı ve düzeyli bir uygulama deneyimi ile tamamlanması gerekir.

Bu anlayış çerçevesinde, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de, mesleği etkin biçimde uygulayabilmek için yeterli bilgi ve beceri ile donanmış, yeterince deneyim kazanmış ve etik davranışta bulunma alışkanlığı kazanmış mühendisler aracılığıyla hizmet üretmeye gereksinim bulunmaktadır.

Halen yürürlükte olan 3458 Sayılı Mühendislik ve Mimarlık kanunun bu bağlamda acilen yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Son söz;

Demiryolları, karayolları, köprüler, viyadükler, limanlar, barajlar, sulama kanalları, enerji tesisleri, sanayi kompleksleri, gökdelenler, toplu konutlar, spor tesisleri, anıt vb. binalar inşa ederek yaşam kalitesinin artmasında önemli rol üstlenen inşaat mühendislerinin bir başka misyonu da hiç kuşkusuz daha demokratik ve yaşanabilir bir toplum inşa edilmesine katkı koymak ve buna ilişkin talepleri her platformda dile getirmektir.

Bu bağlamda; 12 Eylül 1980 döneminde hazırlanan ve başta örgütlenme özgürlüğü olmak üzere tüm demokratik hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran mevcut anayasa değiştirilmesi ve tüm toplumsal kesimlerin katılımıyla demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir anayasanın hazırlanması gerekmektedir.

İnşaat Mühendisleri Odası, demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir anayasa ve etnik ve dini temelli ayrımcılığın olmadığı, kardeşçe barış içinde bir arada yaşama koşullarının oluştuğu bir Türkiye talep etmektedir.

TMMOB 15 Mayıs’ta meydanlara iniyor

İMO Bursa Şubesi Başkanı Necati Şahin aynı zamanda TMMOB tarafından alınan kararla Türkiye’deki tüm mühendis, mimar ve şehir plancılarının 15 Mayıs’ta özlük hakları için meydanlara ineceğini açıkladı. TMMOB’un düzenlediği etkinliğe üyeleri ile birlikte katılacaklarını kaydeden Şahin, BAOB Yerleşkesi ve kentin çeşitli noktalarına astıkları pankartlar ile Bursa kamuoyuna bu yürüyüşü duyurmaya başladıklarının bilgisini verdi.

İlgili Haberler

BAŞKAN ALBAYRAK: “GENÇ MÜHENDİS ADAYLARINA DESTEK OLACAĞIZ”
ORHANGAZİ ÜNİVERSİTESİ’NDEN TEBRİK ZİYARETİ
İMO BURSA ŞUBESİ TEKNİK GEZİLERİNİ SÜRDÜRÜYOR

About Author

@imobursa