Tuesday, Sep. 26, 2017

İMO BURSA ŞUBESİ, 17 AĞUSTOS DEPREMİ’NİN 14. YILINDA UYARDI

19 Ağustos 2013

|

Yer:

İMO BURSA ŞUBESİ, 17 AĞUSTOS DEPREMİ’NİN 14. YILINDA UYARDI

“ÖLÜMÜN KOLAY ÜLKESİ OLMAYA DEVAM EDECEK MİYİZ?”

 İMO BURSA ŞUBESİ YÖNETİM KURULU SEKRETER ÜYESİ BASRİ AKYILDIZ: KENTSEL DÖNÜŞÜM HEDEFİNDEN ŞAŞMAMALI

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 14’üncü yıldönümünde uyardı: “Ölümün kolay ülkesi olmaya devam edecek miyiz?”

17 Ağustos 1999 Depremi’nin 14’üncü yıldönümünde İMO Bursa Şubesi tarafından ‘Depreme Duyarlılık Sergisi’ düzenlendi. Serginin açılış konuşmanı yapan İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Basri Akyıldız, “17 Ağustos 1999 depreminin yıldönümünde, ‘ölümün kolay ülkesi’ olmaktan hızla uzaklaşılıp, yaşamın ve insan hayatının savunulduğu bir ülke yaratılması kaçınılmazdır” dedi.

Türkiye’nin, dünyanın önemli deprem kuşakları üzerinde olduğunu, nüfusu bir milyonun üzerindeki 11 büyük kent, ülke nüfusunun ise yüzde 70’i ve büyük sanayi tesislerinin yüzde 75’inin 1’inci ve 2’nci derece deprem bölgesinde bulunduğuna dikkat çeken Basri Akyıldız, “Ülkemizde yapı stokunun içler acısı durumu yapı stoku tehlikenin boyutunu gözler önüne sermektedir. Ülkemizde yaklaşık yirmi milyon yapı bulunmakta, ancak yapı stokunun ayrıntılı bir envanteri çıkarılmadığı için depremde bir bütün olarak nasıl bir davranış sergileyeceği bilinmemektedir. Bilinen, mevcut binaların yüzde 67’sinin ruhsatsız, yüzde 60’ının 20 yaşından büyük ve yüzde 40’ının oturulmaz durumda olduğudur; yapıların analiz sonuçlarına göre yenilenmesi ve güçlendirilmesi kaçınılmazdır” diye konuştu.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM HEDEFİNDEN ŞAŞMAMALIDIR…”

17 Ağustos Depremi’nden sonra gerekli önlemlerin uzun süre alınmadığını, son dönemlerde kentsel dönüşüm adı altında bazı çalışmaların yapıldığını söyleyen Basri Akyıldız, “Uzun yıllar deprem önlemleri ile ilgili herhangi bir girişimde bulunulmamış, adeta insanlar kaderleriyle baş başa bırakılmıştı. Depreme karşı kentlerimizi, binalarımızı hazır hale getirmek iddiasıyla başlatılan kentsel dönüşüm projelerinin bu hedeften sapmaması gerekmektedir. Kamu binalarının akıbeti ise belirsizliğini korumaktadır. Kamu kurumları arasındaki iletişimsizlik, bilgi karmaşası bizleri kaygılandırmaktadır” şeklinde konuştu.

“YAPI DENETİMİNİN ÖNEMİ GÖZARDI EDİLEMEZ…”

Yapı denetiminin; güvenli, sağlıklı, yaşanabilir yapı üretimin olmazsa olmazı olduğu vurgusunu yapan Akyıldız, “Yapı denetiminin sahip olduğu önem, denetim eksikliğinin veya sistemdeki zafiyetin doğurduğu sonuçlar kamuoyunun malumudur. Meslek Odaları; toplumsal sorumluluğu gereği mesleki uygulamaların niteliğini yükseltmek amacıyla üyelerinin sicilini tutmakta, üyeler tarafından gerçekleştirilen mesleki faaliyetleri kayıt altında bulundurmakta, bir mühendisin iş yapabilme kapasitesini gözetmekte, yapı üretim sürecinin kanayan yarası olarak kabul edilen “imzacılığın” önüne geçmeye, üyelerinin ayıplı, kusurlu iş yapmasını önlemeye, sahte mühendisliğin önü alınmaya çalışmaktadır” ifadelerini kullandı.

Akyıldız konuşmasını şöyle sürdürdü:

  • Afet riski altındaki alanların dönüşümü ile ilgili yasayı inşaat mühendisleri olarak önemsemekteyiz. Bu yasanın kimyasını bozmadan, yasanın boşluklarını kullanarak yeni boş alanları imara açmak yerine, mevcut ve güvensiz yapıların yenilenmesi ve bir bölge değil kentin tamamında yenileme hareketinin başlatılması yerel yönetimlerin hedefi ve kentsel dönüşüm projelerinin asıl amacı mevcut yapı stokunu iyileştirmek olmalıdır.
  • Marmara depreminin yol açtığı toplumsal travma, ne yazık ki Van depremiyle tekrarlanmıştır.
  • Depremler ülkenin asıl sorununun kaçak ve sağlıksız yapılaşma, mühendislik hizmeti almadan yapı üretilmesi ve yapı denetiminin sağlanmaması olduğunu açığa çıkarmıştır.
  • Van depremi, 17 Ağustos’tan ders alınmadığını göstermiştir.
  • 1900’lü yılların başından bugüne depremlerde yüz bin insanımız hayatını kaybetmiş, 600 bin binamız yıkılmış, 100 milyar dolar maddi kaybımız olmuştur.
  • İnşaat mühendisliği, her zeminde ve her şart altında güvenilir ve sağlıklı yapı üretilmesinin mümkün olduğunu kanıtlayan bir bilim dalıdır.
  • Yapı denetimi güvenli, sağlıklı, yaşanabilir yapı üretimin olmazsa olmazıdır.
  • İnşaat Mühendisleri Odası tasarımdan uygulamaya kadar yapı üretim sürecinin ve sürecin tüm unsurlarının denetlenmesi gerektiğini savunmaktadır.
  • Mevzuat değişiklikleri sonucunda sahte veya “imzacı” mühendisler çoğalacak, süreç denetimsizliğe mahkûm edilecektir.
  • Kamu binalarının; yurtların, okulların, kreşlerin durumu mercek altına alınmalıdır.

İnşaat Mühendisleri olarak, ülkemizi “ölümün kolay ülkesi” olmaktan hızla uzaklaştırıp, güvenli yaşamın olduğu bir ülke haline getirmeliyiz.

 

   

İlgili Haberler

BAŞKAN ALBAYRAK: “GENÇ MÜHENDİS ADAYLARINA DESTEK OLACAĞIZ”
ORHANGAZİ ÜNİVERSİTESİ’NDEN TEBRİK ZİYARETİ
İMO BURSA ŞUBESİ TEKNİK GEZİLERİNİ SÜRDÜRÜYOR

About Author

@imobursa